Hakkımızda

Efsun Tekyeten

Ajans Başkanı


25 yaşına sayenizde geldik, minnettarız…

 
1996 yılında başlayan Ak Ajans yolculuğunda 25 yılı geride bırakırken, gözlerimi kapatıp yaşananları düşündüm. Bu mektupta çok kişiye teşekkür etmeyi unutacağım, bu kesin. Ve bu mektubu internet denizine atacağım, eğer bulup da adınıza rastlamazsanız, siz bana yazıp hatırlatın, utandırın da ileriki yılların mektubu tam olsun.

 

Pek çoğunuzun bildiği gibi Ak Ajans’ı kurmadan önce uzun yıllar yerel gazetelerde, radyolarda çeşitli kademelerde çalıştım, muhabirlik, radyo programcılığı ve reklamcılık yaptım. Radyoculuk serüvenim Adana’nın ilk radyosu Radyo Best’te başladı, sonra Radyo Ses’e geçtim. İş hayatımın rotası bir gün radyonun telefonunun çalmasıyla değişti, arayan Final’den Şevket Ertem’di ve radyo reklamı vermek istediklerini söyledi. Yollarımız Final’le o telefon görüşmesiyle kesişti ve hemen Şevket Hocanın ziyaretine gittim. Adana’da Büyük Sürmeli Oteli’nde ödül töreni planlıyorlardı, ucundan yardım etmeye başladım. Tiyatral radyo spotları yazdım, radyolara dağıttım, basın daveti yaptım, bülten hazırladım, basın mensubu meslektaşlarımı karşıladım, ilgilendim ve törenin sunuculuğunu yaptım. Radyo reklamı almak için yaptığım ziyaretle başlayan dostluk, reklam konularında Final’e danışmanlık yapmamla hala devam ediyor. Dolayısıyla herkes bilir ki “Final” benim için hiçbir zaman müşteri değildir, kendi markamdır.

 

Kısa bir süre sonra radyoculuğu bıraktım. Ak Ajans’ı kurmaya karar verdik, Final’in yapı taşları Şevket Ertem ve İbrahim Taşel bana inandı, benim için şimdilerin tabiriyle “Melek Yatırımcı” ve “Mentor” oldular.

 

Sermayem yoktu ama hayallerim büyüktü, çok çalışıyordum, işimi çok severek yapıyordum. 1996’da, Adana Gazipaşa Bulvarı’nda açılışını yaptık Ak Ajans’ın... Geniş bir kadroyla yola çıktık. Başta Final Dergisi Dershaneleri olmak üzere, dostlarım birer birer reklam verenim olmaya başladı. Çok şık ve dizilerdeki gibi bir ajansımız oldu. Bölgenin en büyük ses kayıt stüdyosunu da kurduk.

 

İlk yıllarda bütün arkadaşlarımı ajansa ya ortak etmiştim ya da bir iş vermiştim. Elbette bir yıl sonra sert bir fren yapıp düzenlemeler yaptık ve daha akılcı, daha gerçekçi bir işletme modeline geçtik. Romantik işletmecilik dönemi böylece son buldu ve gerçek reklamcılık dönemi başladı.

 

O dönem benim hayatıma da damgasını vurdu. Bugüne kadar Ak Ajans’ın hizmet verdiği o kadar çok marka oldu ki... Kiminin adını bulduk, kurumsal kimliğini oluşturduk, kiminin dev kampanyalarını yürüttük, kimisinin küçücük ambalajlarını tasarlayıp, sabahlara kadar birlikte paketleme yaptık.

 

Serigraf atölyelerinde, baskı merkezlerinde, renk ayrım stüdyolarında, matbaalarda az sabahlamadık. Bilboard’ların asılmasını izlemek için sabaha kadar caddelerde gezdik. Gece kamyonla gelen insert’leri görmek için sabaha karşı kamyonları karşıladık. Seslendirmeleri daha sakin yapabilmek için gecenin sessizliğini bekledik. Az seçim şarkısı yapmadık, az jingle besteleyip seslendirmedik… Hepsi çok güzel günlerdi.

 

Kaç milyon yaprak broşür, katalog, insert bastık, matbaa makinaları bizim için kaç yüz bin kere döndü, markalarımız için kaç bin bilboard’ı kapattık, kaç milyon adet promosyon ürünü ürettik, o ürünler kimlerin eline değdi, kaç milyon kelime seslendirme yaptık, kaç yüz bin göze takılan tasarım yaptık, kaç trilyon tıklanma alacak iş paylaştık, kaç mal sattırdık, kaç markanın hikayesine birkaç cümle ekledik, kaç bin gazete-dergi sayfasını haberlerimizle, ilanlarımızla doldurduk, kaç radyonun, televizyonun kaç bin saniyesini aldık inanın bilmiyorum.

 

Bu yolculuğun 25. Yılındayız ve bize daha yolun başı gibi geliyor. Sanki yaşananların hepsi bir eğitimdi ve bu eğitim daha uzun yıllar sürecek. Yorgunluklarımızla gurur duyuyoruz, harika fikirleri birlikte bulduğumuz, birlikte büyüdüğümüz markalarımız, reklam verenlerimiz, tedarikçilerimiz, çözüm ortaklarımız, iş ortaklarımız, çalışanlarımız ve dostlarımızla karşılıklı nezaket ve güven çerçevesinde heyecanımızı hep diri tutmaya çalışıyoruz.


BİZ KOLAY “BİZ” OLMADIK, HEP SİZE TUTUNDUK.
Ak Ajans size minnettar, hepinize…